DAĞINIK
Koca bir dağınıklığın içinde saçları özenle taranmış fakat bu nizamın içinde biraz da dağılmıştı. Salonun ortasında öylece dikilmiş aynaya bakıyordu usulca elini yanaklarında gezdiriyordu. Hala aynı kadındı; hala yanıltıcı rahat tavırlarıyla karşındakinin sadece kalbine inanan ve beynini okuyan derinlerde saklıydı. Uzun uzun baktı kendine kadın yalnızdı oldukça kalabalıktı her şey kendi sadeliğinin çıplaklığında üşüdü biraz. Ürperen omuzlarını okşamaya başladı. Gözünden bir damla yaş süzüldü hafiften dudaklarında bir gülümseme beliriyordu oysa. Daha sonra kalbini dinlemeye başladı ciddi takındığı bir surat ifadesiyle. Kalbinden geçenleri beyninde görüntülemeye çalışmak yüzünde bin bir türden ifadeye dönmüştü. En nihayetinde duraksadı ve son kez takınacağı ifadeden kaçar gibi aynadan çekti bakışlarını. ...